Beceri Geliştirmede İnovasyon Konferansının Ardından

Dr. Fikret Nesip ÜÇCAN
TOSYÖV Başkan Yardımcısı
“REKABETÇİ KOBİLER İÇİN BECERİ GELİŞİMİNDE YENİLİKLER” KONFERANSININ ARDINDAN
Türkçeye – tam karşılığı olmamakla birlikte,- “yenilikler” diye çevrilen “inovasyon”un beceri geliştirmedeki rolü, öteden beri KOBİ’lerin yeteneklerini geliştirme alanında yeni ufuklar açması nedeniyle üzerinde önemle durulan bir konu olmuştur. KOBİ’ler hem ekonomik kalkınmaya katkıları hem istihdam yaratıcı özellikleri dolayısıyla ekonominin vazgeçilmez unsurları, yani bir bakıma, temel direğidir. Buna rağmen, kendi insan kaynaklarını geliştirmekte karşılaştıkları engeller onların dayanıklılığını, gücünü azaltmakta, ömrünü törpülemekte, adeta “kendi söküğünü dik(e)meyen terzi” durumuna düşürmektedir. Başka bir deyişle, çalışanların eğitimi, KOBİ’ler için büyük bir ihtiyaç olmasına rağmen, işletmenin çalışan sayısının azlığı nedeniyle maalesef her zaman ihmale uğramaktadır. Oysa büyük işletmeler bu sorunu her zaman aşabilmişlerdir.
İnovasyon konusuna gelince, girişimciliğin odağında inovasyon vardır. İnovasyon bir girişimin ekonomik ve sosyal potansiyeline, amaçlı, hedefi belirgin bir biçimde getirilen değişikliktir. Günümüz şartlarında inovasyon denince, yeni bir yazılımı kullanma, katma değer sağlamak için tasarım, yeni teknolojileri kullanma ve yeni bir teknolojiyi yaratma gibi süreçler anlaşılmaktadır. (Bilgi Çağı, Aralık 2012)
Bu konular, KOSGEB ile merkezi Paris’te bulunan Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) LEED (Yerel Ekonomi ve İstihdam Geliştirme) Programı işbirliğiyle, 14 Aralık 2012 günü KOSGEB binasında yapılan bir konferansta ele alındı. Toplantıda yapılan sunuşlar, KOBİ’lerin eğitim ve beceri geliştirme konusuna nasıl baktıklarını ve ne ölçüde erişebildiklerine dair altı OECD üyesi ülkedeki yedi bölgede, yapılan bir araştırmada alınan sonuçların takdimi şeklinde oldu. Araştırmaya katılan yedi bölge Belçika’da Doğu Flanders, Ankara’da OSTİM, Yeni Zelanda’da Canterbury. Polonya’da Zaglebie, İngiltere’de Batı Midlands, Kanada’da ise Quebec ve Manitoba bölgeleriydi.
Araştırma ile ilgili sonuçlar ve konferanstaki sunumlar hakkında gerekli bilgilere KOSGEB üzerinden erişilmesi mümkündür. Bu bakımdan bunlar üzerinde durmayacağım.
Dikkatimi çeken bir kaç noktayı burada özetlemek istiyorum. KOSGEB Başkanı Mustafa Kaplan, konferansın açış konuşmasını yaparken KOSGEB’in, yaşam boyu eğitim yaklaşımını KOBİ’lere benimsetmek anlayışını misyon edindiğini bildirdi ve bu amaçla KOBİ’lere verdikleri eğitimleri bazı istatistiklerle tanımladı. KOBİ’ler için eğitimin bir maliyet unsuru olmadığını, bir rekabet unsuru olduğunu vurguladı.
KOSGEB’in girişimci eğitimleriyle ilgili rakamların etkileyici olduğunu söyleyebiliriz: 120.000 kişiye 70 saatlik eğitim ile iş planı kültürü, işletme yönetim bilgileri verilmesi amaçlanıyor. Eğitim alanlar arasından, iki yılda kendi işini kuranların sayısı beş bini aşmış. KOSGEB’in girişimcilere verdiği desteklerin temel şartı bu eğitimden geçmek olmasına rağmen yeni iş kuranların sayısının kısa zamanda artması beklenmelidir.
Halen faaliyette olan işletmelere verilen belli başlı destek ise pazarlama, üretim, mali mevzuat gibi, KOBİ’ler için en doğru olan ve hayati önem taşıyan konuları kapsamaktadır. Başkan paket programların da 2013’te hayata geçirileceğini müjdeledi.
OECD tarafından konferansa katılan kişi ise OECD’nin Girişimcilik, KOBİ’ler ve Yerel Kalkınma Merkezi Direktörü, OECD LEED Programı Başkanı Sergio Arzeni’ydi. Arzeni’yi OECD’ye yeni girdiği yıllardan, genç bir uluslararası uzman olarak tanıyorum. İstihdam konusuna hakim bir uzman olan Arzeni, Roma Üniversitesinde siyasal bilgiler eğitimi gördükten sonra, OECD’ye girmeden önce, usta siyasetçilerin yanında yetişerek, İtalyan parlamentosunda, sendikalarda ve Avrupa Komisyonunda ekonomist olarak çalışmış.
Arzeni, Türkiye’nin OECD ülkeleri arasındaki parlayan yıldız olduğunu söyleyerek konuşmasına başladı. Arzeni’ye gore, KOBİ’lerde beceri geliştirme konusunu hem arz hem talep yönleriyle ele almak gerekir. Oysa her zaman her yerde beceri geliştirmenin arz yönüne yani nerede, nasıl, ne kadar eğitim verildiği anlatılmakta, talep konusu üzerinde ciddiyetle durulmamaktadır. Kısacası, KOBİ’lerin, ancak günlük imalat faaliyetlerini sürdürmeye yetecek kadar personel çalıştırdığı dikkate alınırsa bizzat girişimcinin ya da çalışanlardan biri veya bir kaçının ellerindeki işi bırakıp eğitim sürecine dahil olması nasıl mümkün olabilir ki?
Arzeni’ye gore, günümüzde bilgi süratle eskimekte, geçerliliği kaybolmaktadır. Bu nedenle, sade girişimcilerin değil, eğiticilerin de bilgilerini devamlı olarak yenilemesi gerekir.
OECD’nin bahsettiğimiz araştırması da bu görüşleri desteklemektedir. Beceri kazandırma ve eğitim etkinlikleri büyük işletmelerde olumlu sonuçlar verirken, KOBİ’lerde kaydedilen faydaları çok sınırlı kalıyor. KOBİ’nin boyutu küçüldükçe eğitime katılma, beceri kazandırma programlarından yararlanma oranı daha da düşüyor. Bu bağlamda KOBİ’lerden gelecek beceri geliştirme taleplerine karşı daha duyarlı olmak zorunludur.
İşte KOSGEB’in, TOSYÖV’ün, TOSYÖV destekleme derneklerinin önemi bu noktada çok daha belirgin olarak ortaya çıkıyor. KOBİ’leri eğitime getirmek sorun oluyorsa, eğitimi KOBİ’nin ayağına, bireysel KOBİ seviyesine kadar nasıl götüreceğimize bakmalıyız. KOBİ eğitimini ne kadar esnek ve KOBİ’lerin şartlarına ne ölçüde uyarlanmış hale getireceğimizi planlamalıyız. Bunun yapılmadığını söylemek istemiyorum, ama nasıl daha iyi yapabiliriz diye düşünmek ve uygulama yollarını araştırmakta yarar var. Bu düşüncelerin ipuçlarını, OECD araştırmasının sonuç kısmında da bulmak mümkündür. Fakat bunları daha çok akademik çevrelere hitap eden bir analiz olarak görüyorum.
Bizim ilgi alanımız, şüphesiz ki, KOBİ’lerin eğitim ve inovasyona yönelik ihtiyaçlarının belirlenmesidir. KOBİ’ler bunu bizzat yapmakta zorlanıyorlar. Çünkü, zaman ve personel kıtlığı dolayısıyla darboğaz içindedirler. KOBİ girişimcilerine “neye ihtiyacınız var?” diye sorsanız doğru cevapları alacağınız şüphelidir. Anketler maalesef bu mantık üzerine kurulur ve girişimcilerin kendi sorunlarını bildiği ve bize aktaracağı var sayılır. Oysa, girişimcilerin büyük çoğunluğu, “en çok neyin sıkıntısını çekiyorsunuz?” diye sorarsanız, “finansman eksiği” cevabını verecektir. Kısa vadeli finansman sorunlarını aşmak için çırpınırken, rekabet gücünü arttıracak enstrümanları önemsiz, hatta gereksiz görecektir. Bu durumda TOSYÖV’e düşen, KOBİ’lere, girişimcilik + beceri kazandırma eğitimi ve onun yanı sıra, inovasyon için, girişimcilere teknolojiyi bir yaşam ve düşünce biçimi olarak benimsetmek üzere bir stratejik plan yapmaktır. Bu planın hazırlanmasında, alanda bizzat mücadele veren kişi ve kuruluşların bilgi, beceri ve deneyimlerinin yararlı olacağı düşünülmelidir. Girişimciler, “en çok neyin sıkıntısını çekiyorsunuz?” sorusuna eğitim ve teknoloji cevabını verdiklerinde TOSYÖV’ün misyonunda başarılı olduğunu söyleyebiliriz.
Finansman konusuna gelince bu alanda kullanılabilecek araçlar ne kadar çeşitlendirilebilirse KOBİ’lerin başarı oranı o derece artacaktır. Mesela, “Girişim Sermayesi”ni ele alalım.
Türkiye’yi, Türk ekonomisini iyi tanıyan Sergio Arzeni ile işbirliğimizi, 1987 yılında, bir ortak çalışma ile taçlandırmış ve OECD’nin sponsorluğunu sağlayarak, İstanbul’da, “Uluslararası Girişim Sermayesi ve Yeni Girişimcilik Uzmanlar Konferansı”nı düzenlemiştik. Konferansa katılan iş adamları, girişimin zaten risk unsuru taşıdığını, buna bir de “risk sermayesi” adı vermenin “yangına körükle gitmek olacağını” söylüyorlardı. Böylece, 1987’de, adının ne olması gerektiğini bile henüz kararlaştıramadığımız “Venture Capital” konusu Türk ve yabancı ekonomistler tarafından ilk kez birlikte tartışıldı. O günlerden bu yana, girişim ya da risk sermayesinin, KOBİ’lerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması ve bölgelerde yatırım ortamının geliştirilmesi amaçlarına hizmet edecek bir araç olarak kullanılması, bu sayede KOBİ’lerin rekabet gücünün artırılması ve bölgesel gelişmenin hızlandırılması düşünüldü. Ne var ki, ülkemizde girişim sermayesinin ne tür bir modelle işletileceğine dair net bir tasarım hâlâ yoktur. (Bkz. Fulya Evren Yatmaz, “Girişim Sermayesi:Türkiye için Bölgesel Model Önerisi”, T.C. Kalkınma Bakanlığı, Mart 2012)
Girişim sermayesi eksikliği KOBİ’leri farklı finansman modelleri aramaya mecbur bırakmaktadır. Bunlar arasında, son zamanlarda kredi kartlarının finansman aracı olarak kullanıldığı, ancak, bu yöntemin, OECD ülkeleri arasında bir Türkiye “inovasyon”u olarak, halihazırda ve gelecekteki muhtemel olumlu ve olumsuz yönleriyle incelenmesi gerektiği uluslararası çevrelerde tartışılmaktadır.

Previous Tiflis Toplantısı Raporu
Sonraki Girişimcilik Konseyi Strateji Çalıştayı