10. Kobi Zirvesi Zirve Sonuç Bildirgesi

10-1 001

 

  1. KOBİ ZİRVESİ SONUÇ BİLDİRGESİ

Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı (TOSYÖV), Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) işbirliğinde ve İş Bankası Ana Sponsorluğu’nda, 13-14 Şubat 2014 tarihlerinde İstanbul’da, Dedeman Oteli’nde, “Rekabet Gücü İçin Uluslararasılaşma ve Bilgi Deneyimi” ana temasıyla gerçekleştirdiğimiz X. KOBİ Zirvesi’nin tespitlerini, geliştirdiği yeni yaklaşımları, tartıştığı güncel KOBİ sorunları ve çözümleri temelinde ulaştığı sonuçları özetleyerek kamuoyu ile paylaşıyoruz.

  1. KOBİ Zirvesi’nde, KOBİ’lerin gelişmesini ve güçlenmesini zorlayan temel sorunlar aşağıdaki noktalarda toplandı:


Genel Durum:

  • Tüm politikalarda KOBİ’lerin yapısının güçlenmesi, kurumsallaşması ve sürdürülebilir büyümelerinin sağlanması esas alınmalıdır.
  • Ekonominin cari açık-büyüme dengesi, ithalata bağımlılık, finansmana erişim, insan kaynağı, ileri teknoloji üretememe, yüksek enerji maliyetleri gibi yapısal sorunları KOBİ’lerin dönüşüm hızını olumsuz etkilemektedir.
    • Yüksek katma değerli üretime yönelik teşvik unsurlarını ‘KOBİ ayrıcalıklı’ bir yapıya kavuşturmak ve kamu tasarruf politikalarını “Yerli KOBİ” kavramıyla zenginleştirmek durumundayız.

 

Sorunlar
• Türkiye veri toplama ve değerlendirme teknikleri yönünden yüksek bir kapasiteye ulaşmış olmakla birlikte hâlâ sorunlu kalan bilgi-veri toplama alanlarından birini de KOBİ’ler oluşturmaktadır. Bu vadide, KOSGEB’in ve TOBB’un sağladığı verilerle sınırlı kalmaktayız. Henüz doyurucu bir KOBİ Envanterine ulaşamadığımız da kaydedilmelidir.

  • Kamu ve KOBİ’lerde vizyon, misyon ve hedef yetersizliği mevcuttur. Bu yetersizlik özellikle küreselleşme sorunlarının KOBİ odaklı çözümünde belirgin olarak ortaya çıkmaktadır.
  • Akademik ve sosyal iyileşme ile KOBİ’lerin rekabet gücünü geliştirme arasındaki denklemi kurabilmiş değiliz. KOBİ’lerin teknolojik imkanları yakalamasının mümkün olduğu varsayımını, “mümkün olmadığı” varsayımını ihmal ederek güçlendirmeye çalışıyoruz. Bu durumda örneğin; “önümüzdeki 10 yılda ve 10 sektörde nasıl rekabetçi alan sağlanabileceği” sorusuna verilecek somut bir cevabımız olamıyor.
  • İleri teknoloji, beceri, know-how gerektiren alanlarda yeterli ilerlemeyi sağlayamıyoruz.
  • İhracatı öğrenen KOBİ’lerin sorunları bitmiyor, “ihracatı” olumsuz bir deney olarak yaşayan KOBİ’lerimizin sayısı artıyor.
  • Türkiye’de bankacılık sistemi tamamen teminata dayalı sistem. Oysa KOBİ’leri, projelerine finans bulabilir hale getirmemiz gerekiyor.
  • Pazarlama, seri üretim, hukuk, finans, lojistik gibi konularda KOBİ’lerin tıkanma noktalarını açacak kalifiye insan kaynaklarımız yetersiz kalmaktadır.
  • Mevcut insan kaynağımızı etkin bir biçimde yönlendiremiyoruz.
  • KOBİ’ler doğal olarak sermaye biriktiremiyor, ölçek ekonomisine geçemiyor.
  • KOBİ’lere verilen kredilerdeki artış yeterli değildir.
  • Teminat sıkıntısı yaşanıyor. Kredi Garanti Fonu da yetersiz kalmaktadır.
  • En hassas faktör; dijital satış kanalları. KOBİ’lerimiz bu kanalların uzağında bulunuyor. Beyaz yakalı oranının düşük olması, finansal zorluklar yaşama, patent sayısının azlığı, Ar-Ge girişimi bulunmaması, üniversite ilişkilerinin güçsüz olması, bir ödül-ceza sisteminin kullanılmaması bile dijital satış kanallarını çok etkiliyor.

ÇÖZÜMLER VE GÜÇLENDİRİLMESİ GEREKEN HİZMET ALANLARI:

KOBİ’lerimizin, bir politik bütünlük içinde ele alınması lazım gelen pek çok sorunu vardır ama bu sorunların hiçbiri çözümsüz değildir. KOBİ’lere öncelik veren yeni bir büyüme stratejisinin gerekli olduğu görüşü Türkiye’de ağırlık kazanmıştır. O halde, bir kaç yıl önce KOBİ’ler için uzak olan hedeflerin bugün artık yakın hedef olduğunu görebiliriz.

Sorunların çözümüne bilişim sektöründen bakarsak;

KOBİ’ler en son teknolojiden yararlanmak, ilk yatırım ve bakım maliyetlerinden kaçınmak, karmaşık sistemlerle uğraşmamak, telekomünikasyon maliyetlerini azaltmak, tek elden hızlı, kesintisiz, anlaşılır, net ve basit tanımlı hizmet teklifleri almak, yüksek güvenlik ve maliyet kontrolü, büyük firmaların teknolojik yeteneklerine sahip olmak, rekabetçiliklerini artırmak ve sadece kendi işlerine odaklanmak istiyor.

KOBİ’lere bu olanağı Türkiye bilişim piyasasının performansı sağlayacaktır. Türkiye bilişim pazarı halen ağırlıklı olarak bir donanım pazarı olmakla birlikte teknoloji alanında  mobilite ve  bulut bilişimi KOBİ’ler için iki önemli fırsattır. Tablet ve akıllı telefonlar KOBİ’lerin teknolojiye erişimini çok kolaylaştırmakta, bulut teknolojileri KOBİ’leri hızlandırmaktadır. KOBİ’leri bilişim pazarına entegre edebildiğimiz ölçüde bilişim pazarının dışa bağımlı yapısını da dönüştürmemiz mümkün olabilecektir.

Sorunların çözümüne Ar-Ge, ve Yenilikçilik açısından bakarsak;

Yaratıcılık, yenilikçilik, Ar-Ge kültürünü hâkim kılma noktasında genel olarak Türkiye, özel olarak da KOBİ’lerimiz, elbette gelişkinler ortalamasına göre yeterli düzeyin çok gerisindedir. Ancak bu konuda özellikle teknoparkların çoğalmasına ve dolmasına paralel girişimci temelli önemli bir kapasite yakalanmıştır ve gelişmektedir.

Teknoparklarda 2-3 kişilik şirketler deyim yerindeyse pıtrak gibi çoğalıyor. Bu minik işletmeler güneş pili, hidrojen yakıtı pili, yapay zekâ uygulamaları, robotlar, nanoteknoloji, biyoteknoloji ürünleri geliştiriyorlar. Önemli bir Ar-Ge kapasitesi oluşuyor. Ancak bu başarı, yeterli bir Ar-Ge kültürü vasatı oluşturamadığımız için “bulaşıcı” olamıyor. Teknoparklardaki KOBİ ölçeğindeki işletmelerle OSB’lerdeki KOBİ’lerin işbirliğini geliştirecek verimli mekanizmaları birlikte kurmalıyız.

Ayrıca çok sayıda girişimci ve Ar-Ge alanına paralel çok sayıda akademik kaynak mevcuttur ve atıl durmaktadır. Akademik kaynak taramalarının buluşlara ilham verebileceği, bu çalışmaların kurumsallaştırılmasının önemi X. KOBİ Zirvesi tarafından önemsenmiştir.

  1. KOBİ Zirvesi çözülmesi gereken sorunlar ve güçlendirilmesi gereken KOBİ hizmet alanları bağlamında şu noktaların önemine işaret etmiştir:
    • Kamunun sanayici ile birlikte sektör odaklı vizyon, misyon ve hedefler planlanması ve güncellemesi gerekmektedir.
  • Küçük sermayelerin bir araya gelerek yatırım yapmalarını özendirecek kamu tedbirlerinin alınması ve bu yönde algı çalışmaları yapılmasında yarar görülmektedir.
  • Yurtdışına açılmak isteyen ancak nereden ve nasıl başlayacağını bilemeyen KOBİ’lere kılavuzluk hizmeti verecek, bürokratik olmayan mekanizmalara ihtiyaç vardır.
  • Türkiye yüzde 6’lık düşük dış yatırım oranıyla Tayland, Kolombiya, Kazakistan, Polonya, Azerbaycan gibi ülkelerin dahi gerisindedir. Hâlbuki KOBİ’lerimizin küresel ölçekte bir değer zincirine eklemlenmesi, uluslararasılaşması, yurtdışında doğrudan yatırım yapmalarını gerekli kılar. Alternatif pazarlara girip yerleşmeleri bakımından da KOBİ’lerin yurtdışı yatırımlarının ve üretimlerinin teşviklerle desteklenmesi, büyümeleri ve ölçek ekonomisine geçerek uluslararasılaşmaları için önemli bir faktör olacaktır.
  • KOBİ’lerimizin gelişen proje yapma kapasitesini yeterince harekete geçirdiğimiz söylenemez. Çünkü bankacılık sistemimiz projeye değil, teminata kredi vermektedir. Ülkemizde bankaların serbest kullanacakları garanti fonları bulunmadığı için KOBİ bankacılığı da yavaş gelişmektedir. Oysa ihtiyaç, KOBİ’lerin krediye ulaşmasının tüm engellerini ortadan kaldırmayı emretmektedir. KGF, tam veya kısmi kefaletleriyle KOBİ’leri destekliyor fakat yeterli olamıyor. Faktoring, garanti, finansman ve tahsilat avantajlarından KOBİ’lerin yararlanması, bu sektörün henüz genç olması ve ürün yelpazesinin darlığı nedeniyle yetersizdir.
  • KOBİ Bölge Ajansları kurulması ve bunlar aracılığıyla profesyonel Kümelerin oluşturulup desteklenmesinin gereğine dikkat çekilmiştir.
  • İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri’nin (OSB) oluşturulması ve kurulacak ihtisas OSB’lerde altyapının, fabrika binalarının ve sosyal tesislerin TOKİ tarafından yaptırılıp kira ödercesine yatırımcıya tahsisi önemli bir KOBİ desteği olacaktır.
  • Sanayi alanları önündeki, tarım-orman vb. engellerin kaldırılması, belediyelerin bu konulara öncelik vereceği kanuni düzenlemelerin yapılması, sanayiciye ucuz arsa temininin kolaylaştırılması, organize sanayi bölgeleri oluşturma süreçlerinin kısaltılması KOBİ yatırımlarını hızlandıracaktır.
  • Özellikle makine sektörünün çok geliştirilmesi ve bu sektörde Türkiye’nin her geçen gün artan iddiasının pekiştirilmesi önem kazanmıştır. Makine sektörümüzün itkisiyle KOBİ’lerimizin dışarıda yatırım istenci artabilecektir.
  • KOSGEB, Kalkınma Ajansları ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Müdürlükleri üçgeniyle yeni bir yapılanma, KOBİ’ye ve girişimciye destekleri mahallinde ulaştırmak için yararlı olacaktır.
  • Yöresel ürünlerin coğrafi işaret olarak tescil edilmesi kolaylaştırılmalıdır. Yöresel ürünlerden ulusal, bölgesel ve uluslararası markalar yaratma stratejisi üretilmeli ve desteklenmelidir.
  • ‘Kamu ihalesine giren yerli bir üreticinin teklifi, bir yabancıya göre yüzde 15 pahalı olsa dahi yerlisi alınacaktır’ hükmünü uygulamaya yansıtmakta daha titiz olunmasına ihtiyaç vardır.
  • KOBİ’leri hedef alan sanayileşme ve yatırım için, mahallinde işletilecek etkin KOBİ fonlama mekanizması oluşturulmalıdır.
  • Kamunun ihtiyaçlarına yönelik KOBİ’lere güdümlü üretim yaptırması ve bu tercihin kurumsallaştırılarak yaygınlaştırılması yararlı olacaktır.
  • TBMM gündeminde olan Sınai Mülkiyet Kanun Tasarısı bir an önce yasalaştırılmalıdır.
  • KOBİ’lere mikro ihracat olanakları sağlayan kurumlaşma ve organizasyonlar çoğaltılmalı ve geliştirilmelidir.

Son olarak, Avrupa Birliği’nin 2014’te başlatacağı ‘KOBİ’lerin Rekabet Edilebilirliği Programı’nı Türkiye’de KOSGEB yürütecektir. Program kapsamında KOBİ’lere daha fazla uluslararası faaliyetlerde bulunma fırsatı sağlanacaktır. KOBİ’lerimiz bu imkânı ihmal etmemelidir.

Previous 9. Kobi Zirvesi Zirve Sonuç Bildirgesi
Sonraki 11. Kobi Zirvesi Zirve Sonuç Bildirgesi